
DÜNYA,
TÜM CANLILARLA BERABER
HEPİMİZİN ORTAK YAŞAM YERİDİR
|
Organik tarımın tarihi ve gelişimi ( Organik Tarımın Faydaları Nelerdir ?) |
Prof.Dr.Ahmet Altındişli
Organik Tarımın Tarihi ve Gelişimi
Dünyada yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşanan hızlı sanayileşme ve nüfus artışı önemli çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Çözüm olarak ise açlık probleminin giderilmesine yönelik politikalar geliştirilmiş ve yoğun girdi kullanılarak birim alandan yüksek verim almaya ve yeni alanların tarıma açılmasına yönelik hedefler belirlenmiştir. Sonuçta, yoğun ve bilinçsiz tarım ilacı ve gübre kullanılması, yanlış toprak işleme uygulamaları, kalıntı riski, toprağın fiziksel yapısının bozulması, organik madde ve canlılığının yitirilmesi ve besin maddesi dengesinin bozulması, tuzlanma, çoraklaşma gibi önemli çevre sorunlarını beraberinde getirmiştir. Verimliliği daha düşük olan marjinal alanların tarıma açılması ise daha sorunlu ortamların oluşmasında etkili olmuştur.
1970'lerdeki “Yeşil Devrim” olarak anılan tarım politikaları açlık sorununa kısmen çözüm oluşturmakla birlikte asıl sorunun üretim miktarı değil paylaşımdan kaynaklandığı da ortaya çıkmıştır. Ayrıca son yıllarda nüfus artış hızına oranla gıda artış hızı hemen tüm ülkelerde artmış ancak çok az sayıdaki ülkede sorun olmaya devam etmektedir. Dolayısıyla artık tarımda uygulanan teknikler sadece üretim miktarında sağladıkları artışla değerlendirilmemekte, çevreye, insan ve hayvan sağlığına olan etkileri ile birlikte irdelenmektedir.
Bu gelişmelerin sonucunda alternatif bir üretim sistemi olarak Ekolojik Tarım veya İngilizce konuşulan ülkelerdeki adı ile Organik Tarım, Latin ülkelerindeki ismi ile Biyolojik Tarım ortaya çıkmıştır. Bu işin öncülüğünü giderek artan çevre sorunlarına duyarlı ve tarımdaki üretim tekniklerini ve kullanılan girdileri sorgulayan Avrupalı bazı üreticiler yapmıştır. İlk dönemlerde üretilen ürünler büyük oranda çiftliklerde veya yakın çevresindeki yöresel pazarlarda tüketilirken sonraki yıllarda olay ticari boyut kazanmış ve 1980'li yıllardan sonra tüm dünyada giderek artan bir kabul görmüştür. Dünyada ilk uluslar arası yapılanma 1972 yılında IFOAM (Uluslar Arası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) ile meydana gelmiştir.
Ekolojik ürünlerin tüketicilerce talep edilmelerinde kişisel sağlığa ve özellikle çocuklarının sağlığına verdikleri önem, ilk sırada yer almaktadır. Almanya ve İngiltere'de yapılan bir anket çalışmasında sağlık, Almanya'da % 70, İngiltere'de ise % 46 ile ilk sırada ifade edilmiştir. Almanya'da çevre % 10-30, lezzet % 13-24 ile ikinci ve üçüncü sırada bulunmaktadır. İngiltere'de ise çevre % 41, lezzet % 40, hayvan hakları % 26 ile sağlığı takip etmektedir. Ekolojik hayvan üretiminde hayvanlara açık, havadar ve güneşli belirli bir alanın ayrılmasını öngörmesi nedeni ile Avrupa'daki hayvan severler arasında tercihte ilk sıralara doğru yükselmektedir.
İnsanların yaratılışından beri sürdürdükleri her çeşit faaliyetlerin yanı sıra tarım alanındaki faaliyetleri de insanın bilim teknoloji ve endüstri alanında ilerlemeler kaydetmesiyle çoğalmış ve dünyanın başlangıçta var olan hassas dengelerini bozarak sonunda insanın bizzat kendisine çevrilmiş tehlikeli bir silah haline gelmiştir. Ekolojik tarım felsefesinde güdülen amaç öncelikle kötü gidişi durdurmak ve mümkün olduğunca çevreyi insan sağlığını tehlikeye düşürmeyen, onları sağlıklı ürünlerle besleyen bir hale getirmektir.
Bu nedenlerle insanoğlunu binlerce yıl beslemiş olan dünyamızın yaşadığı kirliliği azaltmanın yollarından birisi olan ekolojik tarım, sadece üretim şekli olarak algılanmayıp her toplumda geniş tabanda yaşam felsefesi haline getirilirse gelecek kuşaklara daha temiz ve sürdürülebilir bir dünya bırakmak mümkün olacaktır.
Organik Tarımın Türkiye’de Gelişimi
Türkiye’de organik tarım 1984 yılında yabancı alıcıların talepleri ile başlamıştır. Üretilen ilk organik ürünler kuru üzüm, kuru incir olmuş daha sonra kuru kayısı ve fındık üretimine geçilmiştir. 1990’lı yıllara kadar organik ürün çeşidi 8 adet olmuş, daha sonraki yıllarda yurt dışı taleplerine bağlı olarak ürün çeşitliliği gelişmiştir. Günümüzde organik ürün çeşidi işlenmiş ürünler dahil artış göstererek 270 adet ürünü geçmiştir. Bir diğer önemli gelişme ise 1992 yılında ülkemizde organik tarım konusunda faaliyet gösteren tüm kuruluşların katılımı ile ülkemizde organik tarımın daha sağlıklı gelişmesini amaç edinen Ekolojik Tarım Organizasyonu derneği (ETO) kurulmuştur. Dernek organik tarım konusunda üreticiden işleyiciye, araştırıcı, üniversitelerden tüketicilere kadar çok geniş yelpazede üyeleriyle çatı kurum, şemsiye organizasyon görevini sürdürmektedir.
2006 yılı istatistiklerine göre üretici sayısı 14 256 kişiye, üretim alanı 192 788 ha’ra, üretim miktarı 458 095 ton’a, ürün sayısı 270 ürüne ulaşmıştır. Üretilen organik ürünler başlangıçta ham ürün olarak değerlendirilirken, günümüzde işlenerek katma değeri arttırılmış ürün sayısı gittikçe artmaktadır.
Organik sertifikalı ürünlerin tamamının üretimi yapılmamakta, bir bölümü tıbbi ve aromatik bitkiler başta olmak üzere doğadan toplanmaktadır. Doğadan toplanan ürünlerinde organik tarım yönetmeliğinde belirtilen kurallara uygun bölgelerde olması ve toplama koşulları da yine ayni yönetmeliğe uygun olmalıdır. Türkiye de 2006 yılı verilerine göre doğadan toplanan ürünler toplam organik üretim alanının % 48 ini oluşturmakta, tarımsal faaliyet sonucu üretim ise % 47 sini meydana getirmekte, nadasa bırakılan alan ise % 5 lik bir dilim almaktadır.
Ülkemizde hayvansal üretim olarak ilk yıllarda sadece bal üretimi gerçekleştirilirken son yıllarda büyük ve küçük baş besiciliği, süt ve et üretimi, kanatlı yetiştiriciliği başlamıştır. 2006 yılında toplam 12 besici, 19 296 adet hayvanla, 10 502 ton et, 288 803 ton süt üretmektedir. Buradaki hayvan varlığı içinde kanatlı varlığı tam organik sertifikalı olarak 1 üretici ve 2700 adet tavuk, geçiş dönemi olarak, 1 üretici ve 3194 tavukla yer almaktadır.
Organik arıcılıkta ana ürün bal olmakla birlikte, bal mumu, polen ve propolis üretimi de gerçekleştirilmektedir. 2006 yılında tam organik ve geçiş dönemi birlikte değerlendirildiğinde 188 üreticide 33 278 adet kovanda 741 ton bal üretimi yapıldığı görülmektedir.
Ülkemizde 2006 yılı itibari ile organik tarımsal üretim 67 ilde organik tarım yapılmaktadır. Üretilen ürünler kuru meyve, sebze, meyve, tarla bitkiler, tıbbi bitkiler ve hayvansal ürünleri içermekle birlikte, ürün toplamının büyük kısmı kuru ve kurutulmuş ürünlerden oluşmakta bunu tıbbi ve aromatik bitkiler ve tarla bitkileri takip etmektedir.
Organik Tarımın Uygulanması ve Yasal Yapı
Bilindiği gibi organik tarım yapabilmek için öncelikle kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından biri ile sözleşme yaparak organik tarım kurallarına uygun üretime beşlemek gerekmektedir. Kontrol ve sertifikasyon kuruluşlar üreticiyi haberli ve habersiz olarak üretim yerinde denetler. Eğer tüm uygulamalar doğru yapılmış ise ürüne organik ürün sertifikası verir, üretici veya kuruluş bu sertifika ile ürününü Türkiye’de veya yurt dışında organik ürün olarak satabilir. Ancak organik tarıma başlayan üretici daha önce konvansiyonel tarım yapıyorsa ürününün tam organik sertifikası alabilmesi için geçiş dönemi denen bir süreç geçirmek zorundadır. Geçiş süreci tek yıllık bitkilerde 2 yıl, çok yıllık bitkilerde 3 yıldır. Bu süreçte organik tarım yapmak isteyen üretici yönetmeliklere uygun üretim yapar, denetlenir ancak geçiş dönemi diye ayrı bir sertifika alır. Bu sürecin sonunda organik sertifika almaya hak kazanır. Tarıma başlanan yer uzun yıllar tarım yapılmamış bir alan ise sertifikasyon kuruluşunun onayı ile bu süreç yarı kadar kısalabilir.
Organik tarımda tüketicinin ve üreticinin hakkını koruyan, sistemde izlenebilirliği ve güvenilirliği sağlan yapı kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarıdır (KSK). Ülkemizde Tarım Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş 13 adet kuruluş bu görevi yerine getirmektedir. Bu KSK’lar tamamen bağımsız ve özel kuruluşlardır. Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları belgelendirme kalite belgesine sahip olmalıdır. Ayrıca ülkemizdeki KSK’ların hemen tamamı Türk organik tarım yönetmeliği haricinde Avrupa Birliği, Amerikanın NOP, Japonya’nın JAS ve bazı özel yönetmelikler (Bio-Swiss, Demeter, vd.) yönetmeliklerine uygun denetleme ve belge verme yetkisine sahiptir.
Organik tarımda ülkemiz yasal alt yapısını tamamlamış durumdadır. Ancak tüm dünyada yönetmelikler sorunlara karşı sürekli yeni yöntem ve girdi geliştirilmesi nedeni ile devamlı değişikliğe uğrayarak yenilenmektedir. Avrupa Topluluğu ülkeleri öncülük yaparak 1991 yılında 2092 sayılı bitkisel ürünlerin üretimini ve pazara sunulmasını düzenleyen yönetmeliği yürürlülüğe koymuştur. Ülkemizde ise ilk yönetmelik ekolojik üretimi şekillendiren ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na düzenleme yetkisi veren yönetmelik, ETO derneğinin ve Tarım Bakanlığının ortak çabaları ile hazırlanmış 22145 sayı ve 18 Aralık 1994 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak uygulamaya girmiştir. Daha sonra 29 Haziran 1995 tarihinde ve 11 Temmuz 2002 tarihinde yönetmelikler yeniden düzenlenmiştir. Organik Tarım Kanunu ise 3 Aralık 2004 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelikteki son değişiklik ise 10 Haziran 2005tarihinde yapılmıştır.
Organik Tarımın Farklı Sektörlerle Entegrasyonu
Bilindiği gibi organik tarım sadece tarımsal kirliliği değil çevre, ekolojik denge ve biyo çeşitlilik, v.b. gibi birçok konu önem taşımaktadır. Bu nedenlerle organik tarım günümüzde bir yaşam felsefesi halini almış, sadece gıda ürünlerinde değil gıda dışı birçok üründe de sertifikalı ürünler tercih edilmektedir.
Organik Tarım gıda ve gıda-dışı birçok sektörle beraber çalışır.
Bu sektörler: Eko ve agro-eko turizm, Yeşil otelcilik, Yerel markalı ürünler, Restoranlar, Süpermarket zincirleri, Sağlık turizmi, Katering servisleri, Gıda, Tekstil, Kozmetik, Ormancılık ve diğerleridir.
Organik sertifikalı gıda dışı ürünler çok çeşitlidir. Dünyanın en büyük organik tarım fuarı olan son BIYOFAH organik tarım fuarında 22 000 adet farklı ürün sunulmuştur. Organik sertifikalı gıda dışı ürünlere bazı örnekler olarak masa, sandalye, mobilya takımları, tekstil, iç giyim, bebek giysileri, diş macunu, diş fırçası, deterjanlar, tahta çocuk oyuncakları, kesme çiçekler, parfüm, makyaj malzemeleri gibi birçok farklı ürün sayılabilir. Özellikle son yıllarda parfüm ve makyaj malzemelerinde ciddi talep artışı vardır.
Bu ürünlerin organik sertifikalı olanlarının tercih edilme nedeni; gerek bu ürünlerin ve ham maddelerinin üretimi ve işlenmesi sırasında gerekse bu ürünlerin üretiminde ve kullanımı esnasında tüketiciye, üreticilere ve çevreye zarar vermediği için talep edilmektedir.
Entegre olunan sektörlerden en yüksek uygulama görüleni agro-eko turizmdir. Bölgenin doğal ve varsa turistik özellikleri çevreyi tahrip etmeden sunulmakta, gelen ziyaretçiler organik ürünleri tüketmekte, üretim aşamasını veya doğal ortamı paylaşmaktadır. Yeşil otelcilikte gıda dışında otelde sunulan sabun, havlu gibi birçok kullanım malzemesi de organik sertifikalı olmaktadır.
Ülkemizde de organik ürünlerle yapılmış yemekleri sunan yemek zincirleri faaliyete başlamıştır. Talep halinde yemekleri tüketiciye veya büyük servis alanlarına ulaştırmaktadır. Sağlık sektöründe organik sertifikalı ilaçlardan tüm makyaj malzemelerine ciddi talep görülmektedir. Ülkemiz özellikle bu sektörüm ham maddesi olan birçok tıbbi ve aromatik bitkiye sahiptir. Bu bitkilerin organik üretimlerinin ve işleme tekniklerinin geliştirilmesi bu pazarlarda bize avantaj sağlayacaktır.
Organik ürün pazarlayan süpermarket zincirleri de gelişmektedir. Ülkemizde özelleşmiş dükkânlar ve restoranlar büyük şehirlerimizde servise başlamıştır. Bu sistem gelecekte diğer şehirlerimize de yayılacaktır.
Yerel markalı ürünler özellikle ülkemizde önem taşımaktadır. Ülkemizde hemen her yörede o bölgeye özgü yerel çeşitler yanında yöresel gıda ürünleri, halı kilim gibi el ürünleri bulunmaktadır. Bu ürünlerin ister gıda ister gıda dışı olsun tümünün yerel marka koruması altında değerlendirme şansı çok yüksektir.
Sonuç
Organik tarım ülkemizde diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi büyük gelişmeler göstermiştir. Özellikle tarım potansiyeli ve ürün çeşitliliği ile önemli avantajlara sahiptir. Ancak ülkemizde organik tarım halen ihracata endeksli gelişme göstermekte, ürün çeşitliliği ve miktarı dış pazarlara göre gelişmektedir. Organik ürünler üzerlerinde kimyasal kirlilik (tarım ilacı ve hormom) taşımaz, üretildiği çevreyi ve doğayı tahrip etmez, sürdürülebilir bir tarım imkanı sağlar, içerdikleri antioksidant ve besin değerleri daha yüksektir. Aslında bu sağlıklı ve çevreyi tahrip etmeden üretilmiş, gıda güvenliğine uygun ve izlenebilir özellikleriyle ön plana çıkan organik ürünleri öncelikle bizim çocuklarımız ve bizim insanlarımız tüketme şansına sahip olmalıdır.
Şüphesiz ihracatta önemlidir ancak iç pazarımızı kısa sürede tüketiciyi de bilinçlendirerek geliştirmemiz şarttır. İç Pazar geliştiğinde arz edilen ürün çeşitliliği ve miktarı da arttığı için buna bağlı olarak ihracatta artacaktır.
Organik tarımda tarımsal ürünler açısından ülkemiz çok şanslıdır. Türkiye diğer birçok ülkeden farklı olarak henüz tamamen topraklarını kirleterek kaybetmemiştir. Türkiye’de gıda ürünleri dışında, tarım ürünlerini ve çevreyi paylaşan agro-eko truzim gibi sektörler, organik pamuk ve buna bağlı tekstil, mobilya, tıbbi bitkiler, makyaj malzemeleri ve parfüm gibi sektörlerin gelişme şansı yüksektir. Ayrıca organik tarım yerel çeşitlerin ön plana çıkarılmasını, yöresel ürünlerin tanımlanmasını, tarımsal yörelerin kültürünün, birikiminin korunmasını ve tanınmasını sağlayacaktır.
Prof. Dr. Ahmet Altındişli
29-Kasim-2007 Persembe
-
GÜNCEL
HASADIMIZLA SINIRLI ÜRÜN ÇEŞİDİMİZDEN
YENİ SEZON SAFF 1011 ORGANİK KARAKOVAN PETEKLİ ÇİÇEK BALIMIZ
ÇIKMIŞTIR
SATIŞ NOKTALARIMIZ >>>
ŞİPARİŞİNİZ İÇİN >>>
ÜRÜN GÖRSELLERİMİZ >>>
_______________________
-
DÜNYA'DA İLK DEFA BİZ YAPTIK
- PETEKLİ BALIMIZI
- " BİYO ÇÖZÜNÜR "
- AMBALAJDA MUHAFAZA EDEREK SOFRANIZA ULAŞTIRDIK.
- Temiz Çevre, Temiz Dünya İçin
- Devamı >>
- SAFF 1011 ORGANİK BALLARI TAMAMEN ÖZEL ÜRETİM OLARAK SİZE SUNULMAKTADIR.
_______________________
Ney Eşliğinde Ezgi Dinlemek İstermisiniz >>
- _______________________
- Site Haritası >>
ÜRÜN FİYATLARI ve SİPARİŞ
ÖNEMLİ BİLGİLER
......HANGİ BALI TÜKETEYİM? >> Organik Bal Nedir ? Konvansiyonel Bal İle Organik ( Ekolojik, Doğal, Biyolojik ) Balda Doğru Bilinen Yanlışlar. Biz Balı Ne İçin Alıyoruz ? Sağlığımız İçin mi ? Damak Tadımız İçin mi?
UYARILARIMIZA KULAK VERİN
RESİMLERLE ARILAR VE BAL
FLORAMIZ GÖRMEK İSTERMİSİNİZ
Leziz ve Eşsiz Ballarımızı Aldığımız Geniş
Renk Yelpazesindeki, Sayısız Çiçeklerimizi Görmek
İsterseniz >>
BİLİM ve BASINDA BİZİ İZLEYİN
HAYDİ VİDEO SEYREDELİM
DİYECEK ÖZLÜ SÖZÜMÜZ DE VAR
BÜYÜK İMTİHANIN , BÜYÜK SABRIN , BÜYÜK EMEĞİN , MÜKAFAATI DA BÜYÜK OLUR.
Hata Yapmaktan Korkup , Gönül Konarak Edebi İle Yapılan Her İşin Meyvesi Has,
Güvenilir Ve Nitelikli Olur.
BAYİLERİMİZ
Birlikte Çalıştığımız
Bayilerimiz >>
SİZE TAAHHÜDÜMÜZ
-
Organik Tarim Esaslari Ve Uygulanmasina İlişkin Yönetmeliğin Kendi Faaliyet Alanimizi İlgilendiren Hükümlerin Tümünü İşletmelerimizde Uyguladiğimizi Taahhüd Ediyoruz.
SAFF 1011 Organik Balı Sizin İçin
En İyi ve En Kaliteli Bal Markası
Ülkemizde Ürettiğimiz Ballar Genel Olarak " Kastamonu Balı, İsfendiyar Balı, Küre Balı, Zengin Bal, Hakiki Bal, Altın Bal, Karadeniz Balı " Gibi Pek Çok İsimle de Anılmaktadır.
KULLANIM KOŞULLARI GİZLİLİK BİLDİRİMİ
